Vücudumuzda oksijen varlığıyla gerçekleşen her reaksiyonda atık ürün olarak ortaya ‘‘Serbest Radikal’‘ adı verilen maddeler ortaya çıkar. Bu serbest radikaller temas ettiği dokularda tahribat oluşturan dolayısıyla biran önce vücuttan atılması gereken maddelerdir. Vücudun kendine özel bir serbest radikalle savaşma mekanizması vardır. Ancak bazı durumlarda savaşı serbest radikaller kazanarak hücrelerde hasarlar oluşturmaktadır. Bu hasarlar da doku yenilenmesini zorlaştırdığı için bir takım metabolizma rahatsızlıklarına ve vücudun erken yaşlanmasına sebep olmaktadır.

Günümüz şehir hayatında, havadaki kimyasal maddeler, gıdalardaki katkı maddeleri, ilaç atıkları, egzoz dumanı gibi birçok faktör, vücudumuza daha fazla toksik madde girişine sebep olarak serbest radikallerin miktarını ve çeşitliliğini arttırmaktadır. Tüm bu olumsuz etmenler bir de yetersiz antioksidan içeren bir diyetle birleştiğinde; işte karşınızda artmış kanser oranları, erken yaşlara çekilmiş metabolik rahatsızlıklar (Diyabet, hipertansiyon, karaciğer yağlanması vb.) ve erken yaşlanma!

Antioksidan Beslenme Ne Demek?
Basit anlamıyla vücuttaki bu serbest radikalleri yakalayarak kendilerine bağlayan ve atılmasını sağlayan maddelere antioksidan denir. Ancak tek başına bir antioksidan gıdayı belirleyip o gıdadan sürekli tüketmek antioksidan beslenme demek değildir. Vücuttaki serbest radikallerin çeşitlilik ve miktarının her geçen gün arttığını düşünecek olursak aynı şekilde antioksidan gıdalar için de çeşitlilik ve miktarın önemli olduğunu bilmeliyiz.

Antioksidan gıda değimiz gıdalar doğada doğal olarak bulunan ve serbest radikallerle savaşma kapasitesi yüksek olan besinlerdir. Bu kapasiteye “ Oksijen Radikali Emme Kapasitesi (ORAC)” denilir. Bir insanın bir günlük yeterli antioksidan ihtiyacını karşılaması için de günlük 3000-5000 ORAC kapasiteli gıda alması gerekir. Bu da ancak yeterli ve dengeli bir beslenme planı ile mümkün olmaktadır.

Antioksidan Beslenmenin Kilo Vermeye Etkisi Nedir?

Vücutta toksin maddelerin birikmesiyle vücut dokularının kendilerini yenileme süreçleri uzar. Dokularımızın yıpranması durumunda da vücudun tam performans çalışması beklenemez ve metabolizmamız yavaşlamaya başar. Aynı zamanda vücudumuz metabolizma enerjisinin çoğunu kendini temizlemek, yenilemek için harcadığından yağ yakmaya da yeterince enerji ayıramaz olur.

Aldığı her kaloriyi hesapladığı halde kilo veremeyen kişiler böyle bir engele takıldığının farkında bile değildirler. Vücut sadece bir matematik formülünden ibaret değildir!
Tanısı konmuş net bir sağlık sorununuz olmadan aşağıdaki semptomları gösteriyorsanız, vücudunuzda toksin madde birikimi olduğunu üzülerek söylemek zorundayım. Bunlar;

o Hazımsızlık ve şişkinlik hissi,
o Kabızlık,
o Sürekli yorgun hissetmek ve kafa dağınıklığı
o Kilo gelgitleri,
o Kronik vücut ağrıları,
o Sık sık enfeksiyona yakalanmak,
o Nedeni bilinmeyen alerjiler,
o Artan baş ağrıları,
o Depresif ruh hali.


Peki Nedir Bu Detoks İçecekler?

Öncelikle şunu söylemek istiyorum “Detoks” başlığı altında pazarlanan her ürüne itibar etmemeliyiz. Detokstaki amaç vücuda bol miktarda ve geniş çeşitlilikte antioksidan madde sağlamaktır. Piyasadaki birçok ürünün katkı maddeleri ile raflanmış, basit şeker ilavesi yapılmış doğallıktan uzak ürünler olduğunu görmekteyiz. Burada her ürünü zan altında bırakmak istemem ancak etiketleri dikkatli okumanızı, üretim şekli ve koşulları belli olmayan ürünleri tüketmemenizi öneririm!

Bizim “Detoks İçeceği” olarak adlandırdığımız içecekler, antioksidan içeren gıdaların uygun karışım ve miktarlarda bir bütün olarak blenderdan geçirilmesiyle elde edilen içeceklerlerdir. Bu gıdaları katı olarak düzenli şekillerde tüketmek de aynı işlevi sağlayacaktır. Yeme- içmenize dikkat edemediğiniz bir dönemden geçtiyseniz veya günlük hayat telaşınızda antioksidan besin çeşitliliğini sağlayamıyorsanız tüketimi kolaylaştırmak açısından belirli periyotlarla uygun karışımları evlerinizde kolaylıkla hazırlayarak tüketebilirsiniz. Ancak ana öğün olarak tüketilip hızlı kilo verme yöntemi olarak kullanılması doğru değildir. Temel amaç vücudu toksinlerden arındıracak antioksidan ve vitamin kombinasyonlarını sağlamaktır. Blenderdan geçirerek tükettirmekteki amacımız da kalori fazlası oluşturmadan azar azar birçok çeşit kullanabilmek ve normalde çiğ tüketmeyi sevmediğiniz sebzeleri de bu şekilde çiğ olarak tüketmenizi sağlamak. Çoğu sebzenin antioksidan madde ve vitamin değeri ısıl işlemlere maruz kaldıkça düşmektedir. Uygun miktar ve çeşitteki meyvelerle tatlandırarak blenderdan geçirdiğinizde ise enfes bir ara öğün seçeneği haline gelecektir.

Doğanın koruyucu hediyesi antioksidanları öğünlerinizden eksik etmemeniz dileğiyle,
Sevgiler…

🔗 URL'yi Kopyala

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*